Bu temayı yükle
"Aç Gözlülük Üzerine " diye devam eder başı sonda

Ve ardınan

"…. tilkinin avı olan yabani tavşanı yiyeceğim 
ve tilki açlıktan ölecek; kurdun avı olan antilobu yiyeceğim ve böylece kurt ölecek; 
ama ben yaşayacağım. Kimin karnının doyacağına kimin aç kalacağına, kimin yaşayacağına, kimin öleceğine ben karar vereceğim. Bu sayedesonsuza kadar yaşayacak ve 
tanrıların benimle ilgili tasarılarına engel olacağım,”

dedi Adem

Azim Üzerine

Çocuk Hasan Sabbah, kumları bir araya getirerek,kumdan yeni bir kale yaptı ve elleriyle, bir sanatçı zarafeti ile kaleye şekil verdi.Daha bir kaç saniye geçmeden,kıyıya vuran küçük su dalgaları, kumdan kaleyi yıkıp atmıştı bile.

Olan bitene dayanamamıştı Hasan’ın babası.Hasan’ın yanına gitti ve omzuna dokundu.Hasan, babasının yanına geldiğini fark etmemişti.Kafasını kaldırıp baktı.

Baba:
'Oğlum kaleni niye suyun içine yapıyorsun?Suyun dışına yap ki,su gelip kaleni yıkmasın.' dedi.

Hasan’ın cevabı şöyleydi: 
'Ben kalemi buraya yapacağım.Tanrı denizini geri çeksin.'

Mutanthamun yolu bizim yolumuzdur

İki yol bir kızıl ormanda kesişir,
Bilirsiniz ki sadece birinden geçebilirim
Ben sadece bir yolcu olabilirim
Ve başımı eğip yollara baktım
Çalıların altından nereye kıvrıldıklarına;
Bir tanesi olabildiğince düz görünüyordu,
Evet, gitmem gereken yol buydu,
Üzerime giyebileceğim yeşil çayırları vardı,
Yanından geçen bir tren yolu vardı
Yanımdan geçecek trenleri izleyecek yolum vardı,
Üstünden geçerken izlenecek manzaraları olan köprüleri vardı,
Hem üzerinden farklı renkte kuşlar da uçardı,
Belki ileride masmavi bir denizin dalga seslerini de işitebilirdim,
Evet, hiç şüphem yoktu ki bu yol çok güzeldi..
Gerçek olamayacak kadar güzeldi,
Böylesi güzel şeyler hiçbirzaman gümüş tepside sunulmazdı bana,
Bu düşünce beni çok korkuttu,
Bu kadar kolay olabilirmiydi mutluluk?
Bacaklarım titreyerek geri döndüm;
Diğer yola doğru koşmaya başladım,
Sonunu bilmediğim yola..
Ve yürüyorum…

 

Bütün hastalıklar psikosomatiktir-grip dahil.
Sonra bi teyp kaseti daha kırılır- düşerek değil.

Images are born on journeys. I don’t need to keep notes. They are born with their lines, their colors, with their style. The hundreds of photographs serve as memory. Yet nothing finishes before shooting. During the shooting of the film everything is recreated on the basis of the new reality. Actors, the unforeseen, fortunate or unfortunate, sudden ideas. And yet the beginning of the beginning has preceded it. Long before. When, out of nothing, the idea for a film is born. Out of nothing? No and yes.
-Theodoros Angelopoulos

Images are born on journeys. I don’t need to keep notes. They are born with their lines, their colors, with their style. The hundreds of photographs serve as memory. Yet nothing finishes before shooting. During the shooting of the film everything is recreated on the basis of the new reality. Actors, the unforeseen, fortunate or unfortunate, sudden ideas. And yet the beginning of the beginning has preceded it. Long before. When, out of nothing, the idea for a film is born. Out of nothing? No and yes.

-Theodoros Angelopoulos

Mutanthamunun sürreal berber macerası

dün gene hiç tanımadığım bi berbere usulca sokulup naber asker dedim. adam ani bi manevrayla beni yakamdan tutup nage waza ura no kata diye bağırarak başından aşırıp berber koltuğuna fırlattı. daha olayın şokunu atamadan bizim goku kafamı çarşafla kapatıp görüşümü engelledi. aha dedim sıçtık, bu adam kesin üzerime kurşun dökecek diye düşünürken berber insafa gelip yüzümü açtı ve ardından çarşafı b

oynuma doladı. nasıl olsun paşam dedi. bi buçuk acısız olsun dedim. adam anlamadı, efendim? dedi. yok bişey, kısa kes sezar modeli olsun dedim. tamam bayım, peki enseyi ne yapayım dedi. at kuyruğu yap dedim. ama nasıl olur ki beyim dedi. güzel olur dedim. tamam abicim dedi, başladı katır kutur kesmeye. bi taraftan kesiyor bi taraftan da dayıyordu. ben örtünün altından elimi, ayağımı, kollarımı geri çektikçe o daha çok dayanıyordu. saç kesiyorum ayaklarına kafamı oraya buraya çekiştirip psikolojik baskıyla beni çökertmeye çalışıyordu. tam bitti derken tekrar kafamı yakalayıp bi sefer daha başımın etrafında akbaba gibi döndükten sonra geri çekildi. ne oluyor diye döndüm baktım adama, hiçbirşey yapmadan öylece duruyor çırağıyla bakışıyordu. kötü şeyler olacağını hissettim, burnuma kan kokusu geliyordu. hemen kendimi toparlayıp buradan kaçmaya karar verdim. tam da çıkardığım ayakkabımın tekine uzanıyordum ki o sırada berber gözlerini kısıp 32 dişini sergileyerek gülümsedi ve çırağına gözüyle işaret edip, bitir işini! diyerek ölüm emrimi verdi. berberin komut vermesiyle çırak cebinden çıkardığı çakmağı çaka çaka yanıma fırladı. beni yakaladı ve zaman kaybetmeden kulaklarımı tutuşturdu. daha n’oluyor demeye kalmadan eline aldığı kafam kadar makası burnuma soktu ve döndere döndere bayrağı göndere çekti. ben can acısıyla kıvranırken gözüme beyaz bir toz savurup beni etkisiz hale getirdi. o sırada suratıma bi kat astar çekti sanırım. sonra yüzüme bi kamyon harç döküp el blenderiyle karıştırmaya başladı. bi anda demir maskeli adam filmi aklıma geldi. çırak bodrum katının harcını düzeltmek için malayı almaya uzandığı sırada bir hışımla kendimi koltuktan kurtarıp berberden dışarı attım ve arkama bakmadan koşmaya başladım. yüzümde bi batman beyaz sıva ve üzerimdeki pelerinle caddelerden geçerken insanlar şaşkın gözlerle bana bakıyordu. ben ise içim buruk ve gururum bi hayli incinmiş bir haldeydim. ama olsun, yine de çok şükür canımı kurtarmıştım, ama bu maskenin altında etten kemikten fazlası vardı.. çünkü bu maskenin altında başka bi maske daha vardı..
Ney? Cennet koyu, Bodrum ?  muymuş selam mı yollamışlar  

Ney? 
Cennet koyu, Bodrum ?  muymuş 

selam mı yollamışlar  

Akvaryumdaki bütün suyu saksıya dökeceğim: ya çiçek yaşasın ya balık.
Artık Yeter ama 
sonuç olarak baslayan herseyin bi bitisi var

sen  etek giymeyeceksin, yok efendim sigara içmeyeceksin, dar pantolon giymeyeceksin, erkek dostların olamaz… gibi kısıtlama yaparsan ayı olursun ayrılırlar

ama


 
kadin hayvan-mal-eşya  değildir. “başka birine emredebilme isteği nedensiz yasaklamalar ego tatminidir ” diyip serbest bıraktığında da ben değersiz miyim diye bırakıyonuz amk !
yani  fazla da zorlamamak gerek  kalsın diye nasısa  az kaldı akdeniz solumama her gün de aynı yemek yenmez ki canım 

Ekmek Şarap Sen ve Ben

ne diyordum arkadaş…. 
diyordum ki ben bu zıkkımı içmek için içerim 
ama içerken düşünmem neden içiyorum diye 
daha sonra yaparım hayatın felsefesini 

sırayla olurum fatih, selim, kanuni 
bazen kadın hamamında tellak…. 
bazen christoph colomb 
napolyon’ken düşünürüm elbede geçen günleri 
`timur ‘ken beyazıt’ı yenişimi…. 
bir kere aristo’nun hocası olmuştum 
ona verdiğim dersle gurur duymuştum 
bazen jan dark’ı kurtarmak için çalışan bir kahraman 
bazen odunun ateşleyen bir cellat olurum 

eğer daha da içersem 
shaskespare halt etmiş derim karşımda 
salyalı dudaklarımdan yayık sesimi dinlerim de 
işte mozart’ın aradığı melodi bu diye gülerim 
enayiymiş be platon… 
bir içsinde görsün….ne felsefesi varmış bu hayatın 
anlasın geçmişi kınalı dünyanın kaç bucak olduğunu 

Mesela sadece sayıları kullanarak resim çizilebilirmiş

Mesela sadece sayıları kullanarak resim çizilebilirmiş

Kim demiş Naci den tasarım olmaz diye haa bu arada tekrar reklam ajansında işe başladığımı söylemiş miydim sana Überlog?ofiste kendi Masam ve Mac im var ^,^

Kim demiş Naci den tasarım olmaz diye 
haa bu arada tekrar reklam ajansında işe başladığımı söylemiş miydim sana Überlog?
ofiste kendi Masam ve Mac im var ^,^

Biraz daha yaklaşma

Biraz daha yaklaşma